25 EKİM 2025, CUMARTESİ
12:15 - 13:00 Anterior Temporal Lobektomi Sonrası Dissosiyatif Bozukluğun Seyri
Anterior Temporal Lobektomi Sonrası Dissosiyatif Bozukluğun Seyri
Havva Büşra Güney1, Muhammed Hakan Aksu1, Aslı Kuruoğlu1
-
Daha fazla
1. Gazi Üniversitesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Ankara
DOI: 10.5080/61upk.ozt375 Sayfa 409
Giriş: Dissosiyatif bozukluklar; benlik algısında bozulma, çevreye yabancılaşma ve kendini dışarıdan izliyormuş gibi hissetmeyle karakterize, genellikle stresle tetiklenen psikiyatrik durumlar olarak tanımlanır. Temporal lob epilepsisi, limbik sistem disfonksiyonu yoluyla bu belirtilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir . Anterior temporal lobektomi (ATL) epilepsi cerrahisinde etkili olsa da, temporal lobun emosyonel işlemleme ve öz-farkındalık bağlantılarının kesilmesi semptomların ağırlaşmasına neden olabilir . Bu olguda, ameliyat öncesi hafif dissosiyatif yakınmaları olan bir hastada cerrahi sonrası semptomların belirgin şiddet kazandığı ele alınmaktadır.
Yöntemler / Olgu Sunumu: 20 yaşında erkek hasta, 8 aydır devam eden kafasının içinde 4 kişininin olması, kendini dışarıdan izliyormuş gibi hissetme, sesinin kendisine ait olmadığını düşünme, çevresine yabancılaşma, intihar düşünceleri, baş ağrısı ,stresörle tetiklenen yüz boyun kasılmaları nedeniyle başvurmuştur. Alınan anamnezden, 17 yaşında başlayan jeneralize tonik-klonik nöbetler nedeniyle levetirasetam, valproik asit ve karbamazepin kullandığı, dirençli epilepsi tanısı aldığı, yapılan kranial manyetik rezonans görüntülemede sol temporal lobda disembriyoplastik nöroepitelyal tümör (DNET) olduğu düşünülen kitle saptandığı ve sol ATL operasyonu geçirdiği öğrenilmiştir. İlk psikiyatri başvurusu dissosiyatif yakınmaları sebebiyle ameliyat öncesinde olmuştur. Nöroloji takibinde EEGsinde epileptik aktivite saptanmamış, tedavisi karbamazepin 800 mg/gün olarak düzenlenmiştir. Operasyondan bir ay sonra psikiyatrik şikayetleri artınca risperidon başlanıp 2 mg/güne çıkarılmıştır. Sinirlilik, kendine ve çevreye zarar davranışları, intihar düşünceleri olması üzerine psikiyatri servisine yatırılmıştır ve aydınlatılmış onamı alınmıştır. Mevcut tedavisine SSGİ (seçici serotonin gerialım inhibitörü) eklenmiştir. Tedavi sürecinde ve ayaktan takiplerinde hastanın suisidal düşüncelerinin ve dissosiyatif yakınmalarının kısmen gerilediği görülmüştür. Sonuçlar: .
Tartışma ve Sonuç: Literatürde, ATL sonrası depresyon, anksiyete ve psikoz gibi nöropsikiyatrik belirtilerin görülebildiği ve preoperatif dissosiyatif deneyimlerin bazı olgularda cerrahi sonrasında şiddetlenebildiği bildirilmektedir. Dissosiyatif semptomların ağırlaşması, temporal lobun benlik algısı ve çevresel farkındalıktaki kritik rolüyle ilişkilendirilmektedir. Cerrahinin kendisi kaygı, kontrol kaybı ve beden bütünlüğü algısı üzerinden psikolojik travma faktörü oluşturabilmektedir. Bu nedenle preoperatif dissosiyatif belirtiler, cerrahi sonrası semptomların ağırlaşma riskini artırabilir. ATL uygulanacak hastalarda bu belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi , cerrahi sonrası yakın psikiyatrik izlem ve multidisipliner yaklaşım gereklidir.
Anahtar Kelimeler: Anterior temporal lobektomi, dissosiyatif bozukluk, tedaviye dirençli epilepsi, depersonalizasyon, derealizasyon
61. Ulusal Psikiyatri Kongresi Bildiri Özetleri