English
 
   
"Şanssızım" Anlatımının Mazoşist Kişilik Bağlamında İşlevi

Çağay DÜRÜ
2018 29(2): 131-137
DOI:
[Geri]    [PDF]    [Summary]    [Yazara Mail]
ÖZET

Bu yazıda, psikoterapide danışanların sıklıkla dile getirdiği bir yakınma
olan “şanssızım” anlatımı ele alınmakta ve mazoşist kişilik yapısıyla ilişkisi
irdelenmektedir. Şans, dış dünyaya ait bir kavramdır. Ancak şanssızım
anlatımı, kişinin kendi kimliğine içkin bir kavrama dönüşmektedir.
Psikoterapi sürecinde bazı danışanlar, kendisinin diğer insanlardan daha
şanssız olduğuna dair bir izlenimi açıkça veya örtük olarak dile getirirler.
Kendini diğerlerinden daha şanssız görmek, psikoterapi sürecinde çeşitli
zorluklar çıkarmaktadır: Şanssızlık psikoterapide ele alınması olanaksız
bir “kişilik özelliği” halini alarak, terapisti çaresiz bırakabilir. Ayrıca şans
dış dünyaya ait bir özellikken şanssızlık kişinin kimliğinin bir parçası
halini alır ve iç dünyayla dış dünya arasındaki sınırlar belirsizleşir.
Bu yazıda öncelikle psikanalitik yönelimli psikoterapi sürecindeki iki
olgunun kendilerini nasıl şanssız olarak tanımladıkları aktarılmakta ve
bu olguların sunduğu malzeme, psikanalitik kavramlar kullanılarak tartışılmaktadır.
Aşırı cezalandırıcı üstbenlik, cezalandırılma gereksinimi,
ölüm dürtüsü ve dolayısıyla mazoşist kişilik bu tartışmanın temel eksenini
oluşturmaktadır. Kişilerin şanssızlık olarak nitelendirdikleri pek
çok durumda, kişinin kendine yönelttiği bir saldırganlığın olabileceği
ve kişinin neden böylesi bir saldırıyı kendisine yönelttiğinin dinamikleri
tartışılmaktadır. Mazoşist kişiliğin temel özelliklerinden birisi olan
kendine eziyet ederek sevilir olma düşleminin yanı sıra cezalandırılma
gereksiniminin veya bilinçdışı suçluluk duygularının yas tutmamak için
kullanılan bir geçiş alanı olabileceği görüşü, Winnicott’un geçiş nesnesi
kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Terapi sürecinde zorluklara neden
olan şanssızım anlatımının anlaşılmasının, psikoterapistlere daha
geniş bir müdahale alanı açacağı düşünülmektedir.

Seres Yazılım