English
 
   
Araştırma Makalesi
Türkiye’de On İki Aylık Ruh Sağlığı Hizmeti Kullanımı: Türkiye Ruh Sağlığı Profili-2 Araştırması Sonuçları

Cengiz KILIÇ, Özlem Şeyda ULUĞ, Arda BAĞCAZ, Semra ULUSOY KAYMAK, Adam ZHANG, Sertaç AK, Mahir ULUSOY, Songül KAMIŞLI, Özge KARADAĞ, Emine EREN KOÇAK, Michael Y NI, Shiyi WU, Bedirhan ÜSTÜN, William AXINN, Ronald C. KESSLER
Türk Psikiyatri Dergisi (2026) 37:192-204
DOI:
10.5080/u27931

[Geri]    [PDF]    [Summary]    [Yazara Mail]
ÖZET

Amaç: Dünya genelinde önemli ölçüde ekonomik ve sosyal yük oluşturan ruhsal bozukluklar için karşılanmamış tedavi ihtiyacı hâlâ fazladır. Ruhsal hastalığı olan kişilerin uygun tedaviye ulaşım yolları yeterince anlaşılamamıştır. Bu konudaki eksikliği gidermek amacıyla, Türkiye’de ruhsal bozuklukların yaygınlığını ve tedavi durumunu değerlendirmek amacıyla Türkiye Ruh Sağlığı Profili-2 (World Mental Health-Türkiye, WMH-TR) Araştırması yürütülmüştür.

Yöntem: Rastgele seçilmiş 1.790 yetişkinin yer aldığı hanehalkı örneklemiyle, DSM-5 sürümüne dayalı Uluslararası Bileşik Tanı Görüşmesi (Composite International Diagnostic Interview, CIDI-5) kullanılarak yüzyüze görüşmeler yapılmıştır. Anksiyete, duygudurum ve dışsallaştırma bozukluklarının 12 aylık yaygınlığına ek olarak, bozukluğa özgü tedavi başvurusu, başvurulan meslek grubu ve asgari tedavi (AT) oranlarıyla sosyodemografik faktörlerin ilişkisi incelenmiştir.

Bulgular: Araştırmada değerlendirilen DSM-5 ruhsal bozukluklarından herhangi birinin 12 aylık yaygınlığı %23,9 olup, en sık görülenler anksiyete (%17,2) ve duygudurum (%12,4) bozukluklarıdır. Ruhsal bozukluğu olan bireylerin yalnızca %20,9’unun herhangi bir tedavi başvurusu vardır; bunların çoğu ruh sağlığı uzmanından (%17,4) hizmet almıştır. Tedavi başvurusu yapan olguların %31,7’si, tüm olguların ise %6,6’sı AT almıştır. Tedaviye başvuru oranları hastalık şiddeti fazla olanlarda daha yüksektir, ancak tedavi başvurusu olanlar arasında AT oranı hastalık şiddetiyle ilişkili bulunmamıştır. Kadınlarda ve dul/boşanmış olanlarda tedavi başvurusu daha fazla, hiç evlenmemiş olanlarda ise tedavi başvurusu daha düşük bulunmuştur.

Sonuç: Türkiye’de ruhsal bozukluğu olan beş kişiden biri tedavi almaktadır; en azından asgari düzeyde yeterli kabul edilebilecek bir tedavi alanların oranı ise daha da düşüktür. Bu bulgular, ruh sağlığı hizmetlerinin kapsamının güçlendirilmesi, ruh sağlığının birinci basamak sağlık hizmetlerine entegre edilmesi ve sosyodemografik eşitsizliklerin azaltılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Anahtar Sözcükler: CIDI-5, DSM-5, ruh sağlığı, tedavi, Türkiye

Seres Yazılım